Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Kepirtepe Mezunları
 

 

 

KÖY ENSTİTÜLERİ VE KEPİRTEPE KÖY ENSTİTÜSÜ

BAYRAM KUM

İstanbul Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi
Tarih Bölümü

Bu makale 2000 yılında düzenlenen Toplumsal Tarih Dergisi Üniversite Öğrencileri Tarih Yarışması'na gönderilmiştir.


"Büyük davamız en medeni ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir.
Bu yalnız kurumlarında değil, düşüncelerinde temelli bir inkılap yapmış olan büyük Türk Milleti'nin dinamik idealidir. Bu ideali en kısa zamanda başarmak için, fikir ve hareketi beraber yürütmek mecburiyetindeyiz. Bu teşebbüste başarı ancak, türeli bir planla ve en rasyonel tarzda çalışmakla mümkün olabilir. Bu sebeple okuyup yazma bilmeyen tek vatandaş bırakmamak, memleketin büyük kalkınma savaşının ve yeni çatısının istediği teknik elemanları yetiştirmek, memleket davalarının ideolojisini anlayacak, anlatacak, nesilden nesile yaşatacak, şart ve kurumları yaratmak,işte bu önemli umdeleri en kısa zamanda temin etmek, Kültür Vekaletinin üzerine aldığı büyük ve mecburiyetleridir."ATATÜRK

İşte bu sözler yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin kalkınmada önceliği eğitime verdiğini ve bu yolda ilermek gerekliliğini,bunu da kültür vekaletinin üstlendiğini göstermektedir. Ayrıca Atatürk CHP'nin kuruluş amacının milli bir ekonomi ve milli eğitim olduğunun altını Eskişehir'de yaptığı konuşmada çizmiştir.1

CHP'nin parti programında normal eğitimin 5 yıl olacağı kent ve köylerde ilkokulların çoğaltılacağı, köylerdeki okullarda sağlık, yaşayış ve çevre koşullarıyla ilgili tarım ve sanat becerileri görüşleri verileceği belirtilmiştir.2 Kısacası kalkınmanın öncelikli koşulu nüfusun %82 sini oluşturan köyün eğitim yoluyla canlandırılmasından geçtiği cumhuriyetin ilk yıllarından beri vurgulanmaktadır.

Cumhuriyet' ten önce 1913 yılında imparatorlukta resmi okulların sayısı 4194, öğrenci toplamı 242000, öğretmen sayısı ise 7260 idi.

1934 yılı verilerinden yola çıkarak kentlerde 5 sınıflı okulların sayısı 1192, köylerde çoğu 1-3 sınıflı ilkokulların sayısı 4999 idi. Kentlerde 6851 öğretmen ve 254517 öğrenci, köylerde ise 6786 öğretmen olduğu görülmektedir.1935 yılına gelindiğinde 16157450 olan ülke nüfusunun 14000000 u köylerde oturmaktadır. Bunların okur yazar oranları erkekler için %17, kadınlar için %4,2 ,1600000 köy çocuğundan 276688 i okula gittiği görülür.

Tüm bu verilere dayanarak artık köylüyü okur yazar hale getirecek, insan ve yurttaş olarak haklarının ve görevlerinin neler olduğunun bilincine ulaştıracak ve köyün kalkınması için gerekli öğretmen ve teknik bilgi donanımlı insan gücü yetiştirecek bir kuruma ihtiyaç vardı. Bu nedenle 1936 yılında çıkarılan 3238 sayılı Köy Eğitmenleri Kanunu ile 1936-1937 yılında ilkönce Eskişehir-Çifteler, İzmir-Kızılçullu ve Edirne-Karaağaç' ta birer eğitmen kursu açılmıştır. Bunları 1938 yılında Kastamonu-Gölköy, Adapazarı-Arifiye, Samsun-Akpınar, 1939 da Erzincan ve Isparta-Gönen'de açılan eğitmen kursları izledi.

Bunların ardından 1940 yılına kadar 3704 sayılı Köy Eğitimi Kursları, Köy Öğretmen Okullarının İdaresine Dair Kanunla, İzmir-Kızılçullu, Eskişehir-Çifteler, Kastamonu-Gölköy ve Edirne Küçük Zabit Okulu'nda olmak üzere 4 Köy Öğretmen Okulu açılmıştır. Esasen Köy Enstitülerinin ilk adı budur.

Ayrıca 1939 yılında toplanan I. Maarif Şurasında köylerde açılmış olan ilkokulların öğretmensizlik ve öğretmenlerin köyde durmamaları yüzünden müşkül ve geri durumda bulundukları, genel olarak köyde ilköğretimi gerçekleştirme işine önem verilmediği, bunun halledilmesi zorunlu olduğu, onun için köye göre çok sayıda eğitmen ve öğretmen yetiştirmek gerektiği ve acilen bu önlemlerin alınması gerekliliği alınan kararlarda vurgulanmıştır. Bu kalkınmayı sağlayacak kuruma doğru giden yoldaki 3 yıllık bir hazırlık döneminden sonra 1940 yılına gelindiğinde hazırlıklar tamamlanmıştır. 17 Nisan 1940 Çarşamba günü meclis önüne gelen 3803 sayılı yasa 278 milletvekilinin oyu ile kabul edilmiştir3 ve böylelikle Köy Enstitüleri kurulmuştur.

Köy Enstitülerinin Kuruluş Amacı:

Köy enstitülerinin amacı;başta öğretmen, ebe ve sağlık memuru olmak üzere köy için yarayışlı her türlü sanat erbabını yetiştirmek4,köyün kalkınması yönünde ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeyi sağlamaktır. İsmail Hakkı Tonguç için köy enstitüleri, hayatın sonuna kadar köyleri eğitim yoluyla canlandıracak ve köyde ilköğretimi yüzde yüz gerçekleştirecek öğretmen ve köye yarayan diğer meslek erbabını yetiştirmek gereksiniminden doğdu.5 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanununun 5. Maddesi bu kurumdan öğrenimini bitirerek öğretmen çıkacakların maarif vekilliğinin göstereceği yerlerde 20 yıl çalışmaya zorunlu olduklarını, 6. Maddesi enstitülerden çıkan öğretmenlerin gittikleri köylerin her türlü eğitim ve öğretim işleri ile meydana getirecekleri örnek bağ,bahçe ve atölyelerde köylüye bunlardan daha iyi nasıl faydalanacaklarını öğretmelerini belirtir.

Tüm bu amacı güden enstitüler sanıldığının aksine hiçbir ülke veya ulustan kopya edilmemiş, bunlar tamamen Türkiye'nin koşullarından ve Türk insanının kendi karakteristik özelliklerinden doğmuşlardır. Bu konuda dönemin ilköğretim müdürü ve enstitülerin yaratıcısı İ.H.Tonguç ve dönemin milli eğitim bakanı H.A. Yücel yaptıkları konuşmalarda bunu özellikle vurgulamışlardır.

Tonguç'a göre köy enstitüleri, "Türk eğitmen, öğretmen ve aydınlarının müşterek çalışmalarından, millet enerjisinden doğmuş tam manasıyla milli kurumlardır."6 Yücel ise 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu görüşülürken TBMM' de yaptığı konuşmada enstitülerle ilgili olarak"Bu konuda bizim yaptığımız şey,bir kopya değildir. Fakat indi, uydurma bir iş de değildir. Bizim bu yaptığımız işi Bulgaristan' da başka, Meksika' da başka şekillerde bulursunuz...Biz hiçbir memleketin ilk tahsil meselesini hallederken aldığı tedbirleri aynen almadık. Bunları kendi memleketimizin fiili hakikatine ve içtimai realitesine uyarak yapmış bulunuyoruz. Bu bizimdir, kimseden almadık:başkaları bizden alsınlar"7 der ve böylelikle bugün bile yapılan haksız eleştirilere yanıt vermiş olmaktadır.

Ayrıca Prof. John Dewey " Son yıllarda, tasavvurumdaki okullar Türkiye'de kurulmaktadır. O da köy enstitüleridir", Amerikalı bir eğitimcide "Avrupa' da yapılan halk eğitimi ve köy eğitimi hamlelerine imrenmenize hiç lüzum yok. Çünkü sizde onlardan üstün bir kurum var; Köy Enstitüleri"8 diyerek bu kurumların hem kendine özgü olduklarını hem de eğitim alanında ne kadar nitelikli birer kurum olduklarının altını çizmişlerdir.

Köy enstitüsü düşüncesinin şüphesiz sadece Tonguç ve Yücel' den ortaya çıkmadığı açıktır. Bu düşüncenin oluşmasında cumhuriyet öncesi, Satı Bey, Emrullah Efendi, Ethem Nejat' ın "Mesut Köy" gibi proje ve düşüncelerinin etkisi olmuştur.9Ancak onların bu düşünceleri geliştirerek kurumların özgün nitelikli olmalarını sağladıkları da yadsınamaz bir gerçektir.

Neden Köy Enstitüleri?

Yücel "Biz Köy Enstitülerini sadece içerisinde nazari tedrisat yapılan bir kurum olarak almadık. İçerisinde ziraat sanatları, demircilik, basit marangozluk gibi ameli bir takım faaliyetlerde bulunduğu için okul adıyla anmadık, enstitü diye isimlendirmeyi uygun gördük"10 der. Yani köy enstitüleri, içerisinde sadece bilgi verilen klasik okullar gibi değillerdi. Bu kurumlarda bilgi yaşama aktarılmakta, iş içinde iş için eğitim yolunu benimsemişlerdi. Bu nedenle bunları okul olarak nitelemek, hele klasik okullara benzetmek kurumun mantığına uygun düşmemektedir.

Enstitülerin Kuruluş Yerleri

3803 sayılı kanunu 19/06/1942 de kabul olunan 4274 sayılı Köy Enstitüleri Teşkilat Kanunu izliyor. Buna göre enstitülerin kuruluş yerleri;

1-Tarım işlerine elverişli arazinin olması. Bu arazinin devlete ait olması

2-Ancak, bu arazinin çok verimli, işlenmesi kolay ve işlenmiş, bağ ve bahçelerle zenginleştirilmiş olması aranan ve başta gelen koşullar değildir.

3-Kuruluş yerinin yeteri kadar araziye sahip olmasıyla birlikte, seçilen bu yerin 2-3 il için bölge merkezi olmasına elverişli, en çok yetiştirilmesi gerekli, okul ve öğretmen durumu geri, hava ve su bakımından da sağlık koşullarına uygun yerler olması dikkate alınmıştır.11

Köy Enstitülerinin sayısı sonradan kurulan Van-Ernis Köy Enstitüsü ile birlikte 21 i bulmuştur. Bunlar:

1-Çifteler Köy Enstitüsü (Eskişehir)
2-Arifiye Köy Enstitüsü (Adapazarı)
3-Kızılçullu Köy Enstitüsü (İzmir)
4-Gölköy Köy Enstitüsü (Kastamonu)
5-Kepirtepe Köy Enstitüsü (Kırklareli)
6-Pulur Köy Enstitüsü (Erzurum)
7-Hasanoğlan Köy Enstitüsü (Ankara)
8-Pamukpınar Köy Enstitüsü (Sivas)
9-Akçadağ Köy Enstitüsü (Malatya)
10Aksu Köy Enstitüsü (Antalya)
11-Cılavuz Köy Enstitüsü (Kars)
12-Beşikdüzü Köy Enstitüsü (Trabzon)
13-Düziçi Köy Enstitüsü (Adana)
14-Savaştepe Köy Enstitüsü (Balıkesir)
15-Akpınar Köy Enstitüsü (Samsun)
16-Pazarören Köy Enstitüsü (Kayseri)
17-Gönen Köy Enstitüsü (Isparta)
18-İvriz Köy Enstitüsü (Konya)
19-Ortaklar Köy Enstitüsü (Aydın)
20-Dicle Köy Enstitüsü (Diyarbakır)
21-Ernis Köy Enstitüsü (Van)

Ayrıca amacı Köy Enstitülerinde yetişen gençlere yüksek öğrenim vermek, enstitülerin sıkıntı çektiği tarım, teknik, müzik ve sanat öğretmeni gereksinimini karşılamak için Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü 1942 yılında açılmıştır.

Köy Enstitülerinin öğrenci alımlarını,çalışma düzenlerini, yapılarını Kepirtepe Köy Enstitüsü içerisinde inceleyelim; ancak unutmamak gerekir ki her enstitü kendi koşullarına göre bazı değişimler gösterir. Yalnız genel çerçeve aynıdır.

KEPİRTEPE KÖY ENSTİTÜSÜ

Kuruluş

14/11/1938 tarihinde Edirne dolaylarında boş bulunan Küçük Zabit Mektebi adını taşıyan binada Trakya Öğretmen Okulu adıyla kurulmuştur. Ancak enstitü Trakya insanıyla bütünlük sunan göçmenlik yazgısıyla karşı karşıya kalmıştır. Savaş sebebiyle okul önce Alpullu' ya oranın darlığı nedeniyle 6 ay sonra Lüleburgaz'daki Atatürk İlkokuluna taşınmıştır.

Burada bir süre kalan enstitü buranın ilçe olması ve enstitülerin kuruluş yönteminde şehirden uzaklık olması dolayısıyla, enstitünün kesimine giren bölgenin iklim özelliklerini içine alan ve İstanbul-Edirne asfaltı üzerinde,ilçeye 5 km uzaklıkta bulunan Kepirtepe' de kurulması uygun görülmüştür.
Bu günleri yaşamış olan M. Başaran Kepirtepe'nin ilk günlerinde çadırlarda kaldıklarını ve ilk iş olarak Lüleburgaz'dan su getirerek 1941 yılında ana binayı bitirdiklerini ayrıca açılan artezyen kuyusu sayesinde su ve elektrik ihtiyacını karşıladıklarını anlatır.12

Ancak savaş yıllarının azizliğine bir kez daha maruz kalan enstitü gelen emirle Hasanoğlan köyüne göç etmiştir.

Trakya'dan gelen insanlar için çok geri bir köy görünümündeki Hasanoğlan'a13 çeşme yapmakla işe koyulan Kepirtepeliler ayrıca demiryolu tarafına Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nün kuruluş temellerini atmışlardır. 9 ay sonra tekrar Kepirtepe'ye dönülmüş olan enstitünün ilk müdürleri Nejat İdil ve ardından İhsan Kalabay' dır.

Enstitünün Bulunduğu Bölge Hakkında

İ.Kalabay Kepirtepe'ye dönüşte yaptığı konuşmada enstitü kesimine giren yerlerin, yani Enstitünün öğrenci aldığı vilayetlerin Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul'un Trakya olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: "Enstitünün bugünkü mevcudu 104 kız, 500 erkek olmak üzere 604 talebedir. Enstitü kesimine giren köylerin adedi 892'dir; bunlardan 708'i okullu,184'ü okulsuzdur. Köylerin geçim yolları coğrafi durumlarının tayin ettiği dört bölümde toplanabilir. Istırancalar ve Kurudağ silsileleri arasında İstanbul'dan Meriç'e kadar bölgede umumi ziraat, Kurudağ'ın Bozkır'dan ayırdığı sahil boyu Şarköy, Mürefte ve civarı bağcılık, şarapçılık, Istırancalar'ın Karadeniz kıyısında çerçevelediği Demirköy kazasıyla Vize kazasının bir kısım köylerinde odunculuk, kömürcülük, Istırancalar'ın eteklerinde hayvancılık önem kazanır. Bunların yanında pancar ziraati, sebze, meyve ve bostancılık, sanayi bitkileri, arıcılık, ipek böcekçiliği önemli bir yer alır."14 Bu konuşmayla bölgenin koşullarını o dönem itibariyle öğrenmiş oluyoruz.

Öğrenci Alma

Enstitüye alınacak öğrenciler seçmenler ve gezici baş öğretmenlerce tespit edilerek fişlere doldurulurdu. Bu fişler milli eğitim müdürlüğüne ve oradan da enstitüye gönderilir, buradaki öğretmenlerce oluşan komisyon fişleri inceleyip adayları tek tek kontrol ettikten sonra enstitüye alırlardı.15

Alınacak öğrencilerin bilinenin aksine yoksul köy çocuklarından ziyade, ailelerinin bağ bahçesi olanlardan seçilmesi uygundu. Çünkü bu çocuklar toprak ve tarım işlerine az da olsa yatkın olmaları,seçileceklerin onlardan oluşmasında sebep oluşturmuştur.

Alınacak öğrenciler;

1-Bölgedeki köylerden olacaktır.

2-Sağlıklı,gürbüz ve sağlam olacaktır.

3-Zeki, çalışkan, iş başarma derecesi iyi olacaktır.

4-Eğitmenli okulu bulunan yerlerde bu okulları bitiren kızlar enstitüye alınacak,bilhassa kız öğrenci sayısını arttırmak için her çareye baş vurulacaktır.

Ayrıca enstitüye alınan öğrencilerden enstitünün kurallarına uyacaklarına dair taahhütname alınmaktaydı.

Yapılar ve Alanlar

Enstitü binaları ilke olarak 3-4 katlı binalar yerine tek ya da 2 katlı pavyon halinde binaların yapılması uygun görülmüştür.

Enstitüde bulunan yapılar;idare binası,derslikler(50 kişilik kümelere göre yapılmıştır.), işlikler(marangoz, demir, arıcılık, dokuma, resim-iş, teknik resim, dikiş-nakış atölyeleri bulunmaktadır.), yatakhane, yemekhane, kitaplık, mutfak, kooperatif, banyo, toplantı salonu, revir, çamaşırlık, ahır, kümes, samanlık, fırın, spor alanları,su deposu, artezyen kuyuları, havuz, yüzlerce dönüm toprak ve uygulama okulundan oluşmaktadır.

Uygulama okullarında; enstitü öğrencileri burada eğitim,psikoloji ve genel metotların derslerde nasıl uygulandığını görüyorlardı. Bunun için ilkokulların 4. ve 5.sınıfları bu okula getirtiliyor ve enstitü öğrencileri sınıfın öğretmeninin yanında uygulamalı olarak bunları öğreniyorlardı.

Çalışma Düzeni

Öğrenim süresi en az 5 yıldır. Yılda varolan 45 günlük izinlerini enstitünün ve çevrenin iç güç durumuna göre ayarlanır ve genellikle iki yarı olarak kullanılırdı.

1943 yılına kadar olan dönemde uygulanan eğitim programı her enstitü kendi koşullarına göre hazırlamaktaydı. Kabaca Kepirtepe'de uygulanan program;

Sabah saat 6 da kalkan öğrenci 8'e kadar temizlik, spor, kahvaltı ve sabah okuması yapardı. 8-11:45 arası ders ve iş yapan öğrenciler 12'de yemek için toplanırlardı. 13-17:45 öğle sonu çalışmaları içindi. Gece en az 2 saat okuma ve ders hazırlıkları yapılır ve 22 de yatılırdı. 1943 yılında bakanlığın hazırladığı ve uyguladığı "Köy Enstitüleri Programı"nda kültür, ziraat, teknik ders ve çalışmaları haftada 44 saat olarak saptandı.

Ders Programı Çizelgesi (1943 Sonrası)

a)Kültür Dersleri

Haftada 22 saat olup şu derslerden meydana gelir; Türkçe, Tarih, Coğrafya, Yurttaşlık Bilgisi, Matematik, Tabiat ve Okul Sağlık Bilgisi, Fizik, Kimya,Yabancı Dil, El Yazısı, Resim İş, Beden Eğitimi Milli Oyunlar, Müzik, Askerlik Dersi Ev İdaresi, Çocuk Bakımı, Öğretmenlik Bilgisi, Zirai İşletme Ekonomisi Kooperatifçiliği

b)Tarım Dersleri ve Çalışmaları

Haftada 11 saat olup şu derslerden meydana gelir; Tarla Ziraati, Bahçe Ziraati, Zooteknik, Kümes Hayvancılığı, Arıcılık, İpek Böcekçiliği

c)Teknik Ders ve Çalışmalar

Haftada 11 saattir. Bu bölümün dersleri seçilen kollara göre değişir. Bunlar; erkekler için, Demircilik, Nalbantlık, Motorculuk, Dülgercilik,Yapıcılık; kızlar için, Biçki-Dikiş, El Sanatlar, Motor; Örgü ve Dokumacılık; Tarım Sanatları kollarıdır.

Derslerin uygulaması her zaman enstitünün hazır bulunan uygulama okulları, derslik, işlik, uygulama bahçesi, kümesi ve ağaçlarında olmaktaydı.

Ayrıca günlük, haftalık, 15 günlü stajlar için çevrede yakın köy okulları da seçilmişti. Son sınıflarda, stajlardan alınan notlar sınıf geçme notlarına büyük ölçüde etki yapardı.16

Diğer Etkinlikler

Enstitüde öğrenciler milli oyunları öğrenirler; dünya klasiklerini, Türk edebiyatını, çeşitli düşün kitaplarını okuyarak kendilerini geliştirirlerdi. Bunlardan bazıları; Dede Korkut Hikayeleri, Beyaz Zambaklar, Yunus Emre, Germinal, Ateşten Gömlek, Sokrat, Sinekli Bakkal, Eflatun...vb. Bunlarla beraber günlük gazete ve Tarih Vesikaları gibi süreli yayınları izlerlerdi.

Her öğrenci bir müzik aletiyle uğraşmak zorundaydı Kepirtepe'de. Kimisi mandolin, kimisi saz, diğeri keman, piyano gibi aletleri çalıyorlardı. Bunun için Kepirtepe Köy Enstitüsü' nde yapılan müzik binası v içindeki küçük odalar vardı.

Bununla beraber kız erkek her öğrenci motorsiklet binmesini öğreneceklerdi. Binmesini bilen öğrenciler bilmeyenlere öğreten öğretici konumunda bulunuyorlardı.

Enstitüdeki her öğrencinin günlük ya da haftalık olarak görevlendirildiği başkanlıklarda vardı. Bu sayede öğrenciler sorumluluk sahibi olmaktaydılar. Bu başkanlıklar;Öğrenci başkanı, Temizlik düzen ve yatakhane başkanı,Yemekhane başkanı, Çamaşırlık başkanı, Revir başkanı gibi.17

Bunların yanında öğrencilerin sosyalleşmesini sağlayan ;Müsamere kolu, Eğitim kolu, Spor kolu, Kitap kolu, Yayın kolu, Müzik kolu, Gezi ve İnceleme kolu,Fotoğrafçılık kolu18 gibi çeşitli kollar da enstitüde bulunmaktaydı. Bunlardan yayın kolu yolu ile Kepir'den isimli dergi çıkarılmaktı ve ayrıca duvar gazeteleri çalışmaları da yapılmaktadır.

Bölgeye Etkileri

Kepirtepe Köy Enstitüsü bulunduğu bölgeyi kalkındırmada ve canlandırma yolunda uğraş vermiş ve büyük katkılar sağlamıştır.Öncelikle çorak toprağa sahip olan Kepirtepe'yi dikilen fidanlarla artezyen kuyuları açıldıktan sonra oluşturdukları sebze ve meyve bahçeleriyle, yemyeşil ve verimli bir hal almasını sağlamıştır.Bunların dışında ekilen ürünler şöyledir;mısır, buğday, ayçiçeği, yulaf, arpa, bakla, mercimek, soğan, sarımsak, ıhlamur fidanı.

Bölgenin kültür ve sosyal hayatının canlandırılmasında da Kepirtepe yine ön ayak olmuştur. Lüleburgaz Halkevi'nde Faruk Nafiz Çamlıbel'in "Kahraman", İ.H.Baltacıoğlu'nun "Akıl Taciri" gibi oyunları oynanarak tiyatral yeteneklerini sergilemekteler, törenlerde oynadıkları halk oyunları ve düzenledikleri sportif gösteriler, bölge insanının kültürel yaşamını etkilemişlerdir.19

Kapatılma

Kepirtepe Köy Enstitüsü diğer enstitüler gibi 27 Ocak 1954 tarihinde 6234 sayılı yasayla Demokrat Parti döneminde kapatılmıştır. Ancak kapatılma süreci çok partili yaşama geçiş kararıyla başlamış ve CHP nin iktidar olma uğruna -İsmet İnönü kuruluşlarında asla ödün vermeyeceğini söylemiştir- ödünler vermesi sonun başlangıcını oluşturmuştur.

Enstitülerin kapatılma sebepleri arasında komünistlik suçlamaları etkin olmuşsa da asıl gerekçe, köylüyü aydınlatan enstitülü öğretmenlerin, köy halkının duygularını sömürerek oy almaya çalışan siyasilere "dur"deme cesaretlerini göstermelerinden kaynaklanmaktadır.20

Belirtmekte yarar vardır ki, enstitülerin kapatılmasına zemin hazırlayan nedenlerden biri de, kız-erkek karma bir sistem güden köy enstitülerine bu yolla atılan suçlamalardır. Ancak atılan iftiraların gerçekle bağdaşmadığı görülmektedir.21

Kepirtepe'nin Günümüze Etkileri

Kepirtepe Köy Enstitüsü'nün günümüze etkilerinin yaratıcıları tabii ki oradan mezun olmuş olan öğrencilerin, öğretmen olarak yetiştirdikleri nesillerdir.

Enstitülüler sadece öğretmenlikle yetinmemiş, birçoğu yazar, şair, araştırmacı,gazeteci, milletvekili, öğretim üyesi, eğitim bilimci olarak bugüne kadar köy enstitülük ruhunu bu alanlara yansıtmışlardır. İşte bunlardan bazıları;

Mehmet Başaran Yazar
Refet Topuz Araştırmacı-Gazeteci
Mustafa Ozan Şair-Ressam
Nazif Karaçam Yazar
Recep Bulut Eğitimci yazar
Ahmet Uysal Yazar

Bugün enstitünün olduğu yerde artık Kepirtepe Anadolu Öğretmen Lisesi vardır. Bu lise 1 yıl öncesine kadar enstitünün binalarını kullandıktan sonra, kendi yapmış olduğu binaya taşınmıştır.

Ne yazık ki, bugün Kültür Bakanlığı'nın koruması altında bulunan enstitü binaları, kaderine terk edilmiş durumdadır. Eylül 2000 tarihinde yapmış olduğum inceleme ve araştırma gezisinde eski yemekhane binasının tavanı çökmüş durumdadır.

Bize özgü olan ve UNESCO tarafından gelişmekle olan ülkelere tavsiye edilen enstitülerimize, diğer tarihi kalıntılara ve belgelere yapmış olduğumuz duyarsızlık sürmekte ve böylelikle oradaki ruha haksızlık etmekteyiz.

Köy enstitüleri fikri hür,vicdanı hür,irfanı hür nesiller yetiştirmişlerdir.

DİPNOTLAR

1) Atatürk Eskişehir konuşmalarında halk fıkrasının kuruluş gerekçelerini sıralamaktadır.

2) Kanar, Haşim, Köy Enstitülerinde Atılım

3) Meclis 'te ayrıca enstitülerle ilgili kanun tartışılırken başta K. Karabekir olmak üzere bazı karşıt düşünceler ileri sürülmüştür.

4) Bulut, Recep, Nisandaki Güneşler 50. Yılında Köy Enstitüleri 1940-90

5) Tanguç, İsmail Hakkı, Canlandırılacak Köy

6) Aynı eser.

7) Kanar, Haşim, aynı eser

8) Bulut Recep, aynı eser

9)Ancak bu düşünceler enstitü yd. Okul kurulmasından çok köyün canlandırılmasına yönelik olup bir çoğu dönemin aydınlarınca dergilerinde yazdıkları ütopyalar - düşler olmaktan öte değil.

10) Gediklioğlu, Şevket, Enstitüleri Evreleri, Yankıları ve Getirdikleri

11) Bulut,Recep,aynı eser.

12)M. Başaranla yapılan görüşmede,bu yıllarda epey sıkıntı çekildiğini ve enstitüler içinde en çok sıkıntı çeken enstitü olduğunu belirtti.

13)Öyle ki dönemin Kepirtepeliler'i resimlerde ancak gördükleri kağnı arabalarını burada bulduklarını,sabanın bile kullanılmasının yaygın olmadığını belirtirler.

14)Köy Enstitüleri Dergisi I,s 159

15)Gediklioğlu, Şevket, aynı eser

16)Aynı eser.

17)Aynı eser.

18)Nazif Karaçamla yapılan görüşme

19)Köy Enstitüleri Dergisinden derlenmiştir

20)N. Karaçam ayrıca dönemin Van milletvekilinin enstitü sayesinde,bölgede Kürtçe konuşmanın unutulduğudan dolayı enstitü karşıtı olduğunu belirtti.

 

Google arama motoru